Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de sağlık personelinin çoğunluğunu ebeler oluşturmakta ve hemşireler ile yüzyıllardır temel bakımı sağlayan kişiler olarak sağlık sisteminin içinde yer almaktadırlar. İnsanlık tarihi kadar eski ve ülkemizde hala, meslekleşme süreci içerisinde olan ebelik, mesleki gelişimine devam etmekte, Ebelik hizmetleri ile kadının varlığı sürecinde tüm ulusal sağlık sistemlerinin de temel unsurlarını oluşturmaktadır. Ebenin yeterliliği aynı zamanda bilgi, beceri ve davranışın güvenli ve etkili bir şekildeki uygulanmasıdır. Ebelik uygulamalarında hedeflenen standartlara ulaşmak, ülkelerarası farklılıkları göz önüne alarak, tüm dünya ebeleri için belirlenmiş olan yeterliliklerin temel alınması ve bunun ebelik eğitimine uygulanması ile sağlanabilir. Ebeler güvenli ve etkili ebelik bakımını problem çözme basamakları aracılığıyla kadın veya bebeğinin bütün ihtiyaçlarını karşılayarak sağlamak durumundadır. Lisans düzeyinde ve yeterliliğe dayalı eğitim modeli uygulayan gelişmiş ülkelerde nitelikli ebelik hizmeti sunulabilmektedir.
Gelişmekte olan ülkelerde ise yeterli ebelik hizmeti olmadığı gibi, ebeliğin güçlendirilmesi için ebelik eğitiminin nicel ve nitel olarak kalitesinin artırılması gerekmektedir. Türkiye’de ebelik usta-çırak ilişkisi ile başlayıp, günümüzde lisans, lisansüstü düzeyde eğitim ile gelişimini sürdürmektedir. Son yıllarda ülkemizde ebelik hak ettiği değeri görmeye başlamıştır. Bu bağlamda yönetmelikler ve yetkinlikler geliştirilerek çağımıza uygun hale getirilme çabasına girilmiştir. Bugün ise ebelik gelişmek ve değişmek durumundadır ve kanıta dayalı çalışmalara da daha çok ihtiyaç duymaktadır. Ebelik eğitimine baktığımızda ülkeler arasında büyük farklılıklar olduğunu görmekteyiz. Bu farklılıktan bizim ülkemizde payını almıştır. Ebelikte lisans düzeyinde eğitim hemşirelik eğitimine göre daha az yaygınlık göstermektedir. Türkiye’de ise ebelik ayrı bir meslek olarak kabul edilip buna uygun program uygulanmaktadır. Bilimsel gelişmelerin getirdiği süreçte lisansüstü eğitimde yol alan ebelik kendi teori ve kuramlarını oluşturmakta ve başka bilimsel kuram, teorilerle birlikte kendi kavramsal çatısını, kuramlarını geliştirmektedir. Bu kitapta lisansüstü eğitim sırasında Türkiye’deki ebelere rehber olacak kuram ve modelleri tanıtan örnekler ele alınacaktır. Kitapta emeği geçen tüm yazarlarımıza teşekkür ederken kitap içeriğinin akademisyenler ve öğrenciler açısından Ebelikte büyük bir gereksinimi karşılayacağını ümit etmekteyiz. İyi okumalar ve bakımda örnek alınması dileği ile öğrendiklerimizi sizlerle paylaşıyoruz. Son olarak, bilimsel bakış açısıyla donanmış ve güçlendirici bir ebelik hizmeti, sadece tek tek anneleri değil, toplum sağlığını da olumlu etkileyecektir. Annelerin desteklenmesi, bebeklerin daha sağlıklı büyümesi demektir; ama bunun ötesinde, kendini gerçekleştiren ve güçlü annelerin varlığı, gelecek nesillerin yetişeceği sağlıklı ailelerin ve özgüvenli toplumların temelidir. Her ebe, kendi varoluş hikâyesini yazarken, bir ebe klinisyen ve akademisyen onun yanında kalem tutmaktadır. Bu nedenle, tüm ebe meslektaşlarıma ve ebe adaylarına çağrım, annelerin bu hikâyesine hem bilimsel bilgiyle hem yürekten bir bağla ortak olmalarıdır.